31 Mayıs 2019 Cuma

Derdim başka

Sanma ki derdim güneşten ötürü;
Ne çıkar bahar geldiyse?
Bademler çiçek açtıysa?
Ucunda ölüm yok ya.
Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten
Güneşle gelecek ölümden
Ben ki her Nisan bir yaş daha genç,
Her bahar biraz daha aşığım;
Korkar mıyım?
Ah, dostum, derdim başka...

Orhan Veli

Orhan Veli

Müşfik Kenter'in sesiyle Ben Orhan Veli

Ben Orhan Veli
1914’te doğdum.
1 yaşında kurbağadan korktum.
2 yaşında gurbete çıktım.
7’sinde mektebe başladım
9 yaşında okumaya,
10 yaşında yazmaya merak sardım.
13’te Oktay Rıfat’ı,
16’da Melih Cevdet’i tanıdım.
17 yaşında bara gittim.
18’de rakıya başladım ve şarkı söylemesini çok sevdim.
19 yaşında sonra avarelik devrim başlar.
20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim.
25’te başımdan bir otomobil kazası geçti.
Çok aşık oldum, hiç evlenmedim.
Ben Orhan Veli!

İnsan

Gelenler adamdı, buldukları insandı
İnsan yalnız Tanrının yarattığı mâhluk
İnsan mâhluktan, adam insandan çıktı.
Tanrının insanı yer ve içer.
İnsanın adamı düşünür ve yaratır.

Mustafa Kemal Atatürk

Hakikat nerede?

Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,
Dinleyin sesini doğan tarihin,
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.

Asya'nın ortasında Oğuz oğulları,
Avrupa'nın Alplerinde Oğuz torunları
Doğudan çıkan biz, Batıdan yine biz
Nerede olsa, ne olsa kendimizi biliriz
Türk sadece bir milletin adı değil,
Türk bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
Ey yığın yığın insan gafletleri
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,
Dünya o zaman görecek hakikat nerede,
Hakikat nerede?

Mustafa Kemal Atatürk

Kaldırımlar

I

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

II

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...

III

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...

Necip Fazıl Kısakürek

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Frenk inciri

Bu güzel meyveye yöresel olarak farklı isimler verilebiliyor; Frenk inciri, Firincir, dikenli incir gibi. ancak kaktüs meyvesi olarak tarif de edebilirsiniz.

Yemek için önce toplamak gerekiyordu ama nasıl toplanıyordu acaba?

Çok akıllıyım ya, taktım bir bahçıvan eldivenini, meyveyi tuttum ve bıraktım. 

Artık akıllanmıştım, bulaşık eldiveni ile denedim ve tekrar bıraktım.

Beni izleyen ve halime acıyan bir teyze ise yolunu gösterdi. Kaktüsün kendi gövdesini kullanmak! Bir tanesini düşürüp, öbek halindeki dikenleri bir bıçak ile kazıyarak temizlemek yeterli oluyordu. Sonra bu gövdeyi tutarak meyvelere dokunmadan toplamak sorunu çözüyordu. Dersimi aldıktan sonra bir pet şişenin konik kısmını veya bir parça karton kullanmak yöntemlerini de başarı ile uyguladım.

Meyveleri tutup, hafifçe sağa sola oynatınca zaten gövdeden ayrılıyorlar.

Ben beyaz ve açık sarıları daha çok seviyorum ama en olgunları aslında kırmızı olanları.

En uygun toplama zamanı ise günün erken saatleri, gün içinde tüyleri ( dikenleri ) saldırı halinde iken erken saatlerde henüz uyanmamış oluyormuş. Bu tüyler dokunmasanız bile yaklaştığınızda bulaşıyor ve cımbızla bile çekemiyorsunuz. Kurtulmanın yolu ise biraz zeytinyağı sürmek ve hafif ( çakmakla ) ısıtmak.

Bu meyveyi yemek ne kadar lezzetli ise toplamak, taşımak ve ayıklamak da o kadar zahmetli. Aşağıdaki resimde plastik torba var ancak dikenler ( bunları görebiliyorsunuz ve çekmek kolay ) ve tüyler ( bulaşık eldivenini hatırlayınız ) bu ince plastiği delip geçiyor. Bir yoğurt kovası veya hatta bir banyo kovası tavsiye ederim.

Ürünü topladık, taşıdık ve temizlemeye başlamadan önce mümkünse bir kovaya doldurduğunuz soğuk su ile 2 kere yıkarsanız tüylerden de iyice kurtulursunuz. Yere serip süpürge ile fırçalamak da uygulanıyormuş.

Ganimet
Şimdi temizlemeye geldi sıra. Bazı noktalara dikkat etmenizi tavsiye ederim. Evyede çalışabilirsiniz, çok temiz olsa da ışık ve çalışma açısı biraz zorlayabiliyor. bir masayı da çalışma tezgahı olarak kullanabilirsiniz. ihtiyacımız olanlar doğrama tahtası ( plastik veya tahta ama mümkünse yüzeyi pürüzsüz olsun ), keskin bir bıçak ( biftek bıçağı veya kahvaltı bıçağı da olur ), meyveleri sabitlemek için maşa ( veya en azından uzun dişli bir çatal ), kabukları atacağımız bir çöp, meyveleri koyacağımız bir kase. meyveyi biraz ezeceğimiz için suyu akabilir, doğrama tahtasının altına gazete veya muşamba serebilirsiniz. Maşa yerine makaslı maşa mükemmel olsa da her evde bulunmayabilir. ( Kaşık gibi olan yapısı daha iyi bir kavrama sağlıyor ve kaymalar önleniyor )

Donanımlarınız tam olursa ve hele eliniz de alışmışsa toplama ve ayıklama konusunda benim gibi olimpiyat rekoru kırabilirsiniz. 

bu meyvenin tüyleri elinizi yaklaştırdığınız anda hemen batar. bu sebeple kabuklardan hemen kurtulun. çalışma alanınız ise rüzgarsız olsun. işiniz bitince doğrama tahtası, bıçak vs ile mümkün olan en az teması sağlayın ve hepsini bol suyla yıkayın.

Başlıyoruz
Sabitledik
Dip kısmını kestik
Diğer yönde sabitledik
Baş kısmını da kestik
Boyuna bir çizik atıyoruz
Kabuk kalınlığı 1-2 mm arasındadır, fazla derine ( meyveye ) inmeyin. Birkaç kere yapınca eliniz alışıyor zaten.
Kabuğu yavaşça çatalın yanı ile yatırarak ayırıyoruz.
Meyve ortaya çıktıktan sonra hafifçe oynatarak alt tarafının da kabuktan ayrılmasını sağlıyoruz. Eğer kabuğa çizik atma sırasında meyveye inerseniz, meyveyi tek parça çıkaramayabilirsiniz. Özellikle meyve beyaz ve açık sarı değil ise ( koyu sarı ve turuncu olanlar olgun, yumuşak ve sulanmaya müsait oluyor )
Kalan kabuk
Kabukları hemen çöpe atınız.
İşlem tamam
Buzdolabında saklarsanız, yaz günü soğuk soğuk çok güzel gidiyor.

Son olarak, birkaç taneden fazla tüketmeyiniz. İçindeki dişlerinizle kıramayacağınız çekirdekler kabızlık yapıyormuş.

Farklı bir tarihte yaptığım benzer çalışma ise aşağıdaki gibi...
Ganimet II
Maşa ile sabitledik
Uçlarını kesiyoruz - I
Uçlarını kesiyoruz - II
Boyunca çiziyoruz
Meyveyi ayırıyoruz I
Meyveyi ayırıyoruz II
Meyveyi ayırıyoruz III
Boylamasına kesik attıktan sonra kabukları hafifçe ayırıp meyveyi yuvarlayarak da kabuktan ayırabilirsiniz. Kabukların içinde tehlike yok, korkmayın.

Afiyet olsun !