Sayfalar

tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2015 Cumartesi

Müzeler

Kendi tarihleri olmayan İngiliz, Fransız ve Alman halkları bu açıklarını Anadolu ve Mezopotamya ile kapatmaya çalışıyor.

Büyük ölçüde 1. Dünya savaşında sonra ( ve hatta hala ) yağmalanan güzel Anadolu ve Irak savaşından sonra yağmalanan Bağdat müzesi ( ki Cumhuriyetimizin kuruluşunda Atatürk, Mezopotamya'yı medeniyet köklerimize en önemli referans olarak göstermiştir. ) barındırdığı paha biçilemeyen eserler ile bazılarının iştahını kabartıyor.

Sorarım size; Anadolu, Mezopotamya, Mısır, Orta Asya gibi medeniyetin doğduğu topraklar olmasaydı, dünya müzeleri ne yapardı?

O eserler, ait olduğu yere iade edilmeli. O eserler tüm insanlığa aittir.

Başta aşağıdakiler olmak üzere benzeri düşünce içinde olanları ( devlet müzesi, özel müze ve koleksiyoner, mezar soyguncusu, define avcısı ) KINIYORUM!

British museum ( www.britishmuseum.org )
Halikarnas Mozolesi ( Antik dünyanın 7 harikasından biridir )

Bergama müzesi ( Berlin'deki müze adasındaki 5 müzeden biridir. www.smb.museum ile bu 5 müzeye ulaşılabilir. )
Bergama Zeus Sunağı
Milet'in agora ( pazar ) kapısı
Mshatta Alınlığı

Puşkin müzesi ( www.arts-museum.ru )
Troya'nın altınları and hazinesi

Louvre müzesi ( www.louvre.fr )
Yüzlerce heykel ve Osmanlı çinisi

Bir tarih sevdalısı olarak da utanıyorum, çünkü tarihimizi koruyamıyoruz. Benim için bu topraklarda bulunan küçük bir sikke ile heykeller, sunaklar aynı değerdedir.

Keşke tarihimiz koruyabilsek de onlara "Sizde kalsaydı, talan edilirdi, bakamazdınız. Bir en iyi şekilde koruyoruz." deme hakkını vermeseydik.

Halikarnas Balıkçısı Bodrum’’a gönderildiği ’“Mavi Sürgün’” hayatında kültürel değerlere sahip çıkmak adına önemli bir adım atmıştı. Yaşadığı  maddi sıkıntılar nedeniyle çeşitli dergi ve gazetelerde çalışmanın yanı sıra bir dönem de turist rehberliği yapan ünlü yazarımız Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum ve civarında sömürgeci devletler tarafından yurt dışına kaçırılan tarihi eserlerin geri gönderilmesi için o yıllarda ilk adımı atmıştı.

Robert Koleji’nden sonra bir dönem eğitimine Oxford Üniversitesi’nde devam ettiren Kabaağaçlı, bu  topraklar üzerindeki değerlerin yok olmasına da seyirci kalmak istemez. Türkiye’’den kaçırılıp British Museum’da sergilenen, dünyanın yedi harikasından biri olan Mouseleum’un geri getirilmesi ile ilgili İngiliz Kraliçesi’ne yazdığı mektupta şu ifadeler yer alır:

"Mouseleum’un güzelliği ve yeri, Bodrum’un mavi göğü ve parlayan ışıkları altındadır. British Museum’un karanlık salonlarına yakışmamakta, bu nedenle getirilmeli ve yerine konulmalıdır."

Bir ay sonra British Museum’un müdürü, küstah alaycı bir tavır ile şu cevabı verir;

"Kraliçe hazretlerinin bize havale ettikleri mektubunuzu dikkatle okuduk. Sizi yerden göğe kadar haklı bulduk. Evet, hakikaten böyle bir sanat şaheserinin masmavi bir gök ve ışık altında daha da kıymet kazanacağına karar verdik. Bu nedenle Mouseleum’un bulunduğu salonun duvarlarını bodrum mavisine boyatıyor ve ilave projektörlerle aydınlatıyoruz."

Devletler arası hukuk buna müsaade ediyor mu? Sivil toplum örgütlerinin bu yönde yapacakları çalışmaları destekliyorum.

ilave bilgi - 1:

Çok daha fazlasını ( https://goo.gl/5au0O3 https://goo.gl/TtkcL4 https://goo.gl/C3hYY6 gibi ) "Aktüel Arkeoloji" dergisinde ( Batının Arkeoloji yağması ) veya @aktuelarkeoloji twitter hesabında bulabilirsiniz.

ilave bilgi - 2:

68’li devrimci Yaşar Yılmaz antik tiyatrolar çalışmasını bitirdikten sonra köşesine mi çekildi. Hayır. 5 yıl önce, Anadolu’dan yağmalanan tarihi eserlerin ve kültürel varlıkların peşine düştü. ABD, İngiltere, Avusturya, Almanya, Danimarka, Rusya, ve Yunanistan’a gitti. Yüzlerce müze gezdi. Türkiye’den kaçırılan 40 bin eseri buldu ve fotoğraflarını çekerek belgeledi.

Neler bulmadı ki: Paris Louvre Müzesi: Mağnesia'daki ünlü mermer tapınak kabartmaları, Asos'dan sökülen tapınak parçaları ve yüzlerce dev boyutlu mermer, bronz heykeller. Hitit, Urartu, Bizans, Selçuklu, Osmanlı eserleri. Londra British Museum: Ksantos'dan (Eşen-Antalya) Nereitler anıtı, Knidos'tan (Datça) 600 civarında büyük boy heykel, Mozeleum (Bodrum'daki ünlü, dünyanın 7. harikasının mermer süslemeleri ve heykelleri). New York Metropolitan Müzesi: Sardes'ten (Salihli) sütun ve diğer eserler, Bergama'dan büyük bronz heykel, Priyene, Milet ve Efes'ten heykeller, mermer lahitler, Kültepe'den (Kayseri) Sümer-Asur dönemi eserleri. Boston Müzesi: Asos eserleri Washngton Dumborton Oaks Müzesi: Antakya mozaikleri ve Bizans eserleri. Baltimore Müzesi: Antakya mozaik koleksiyonu. Chicago Sanat Müzesi: Selçuklu- Osmanlı eserleri. Chicago Üniversitesi Şark Eserleri Enstitüsü Müzesi: Alişar eserleri. Los Angeles Getty Villa : Burdur- Antalya yöresinden Kremna mermer kadın heykelleri.Viyana Ephesus Müzesi : 50 m'ye yakın mermer duvar frizleri Efes'ten giden binlerce eser. Berlin Alte Müzesi : Priyene, Milet'ten mermer heykeller. Berlin Pergamon (Bergama) Müzesi : Büyüktapınak, Milet ve Priyene'den tapınaklar, Zincirli'den Hitit tapınağı, Hattuşaş'dan heykeller, 33 metreye 14 metrelik dev boyutlu Milet pazaryeri giriş duvarı ve Selçuklu dönemi camilerine ait eserler. Tübingen Üniversite Müzesi: Antakya'dan heykel ve Troya eserleri. Danimarka Ulusal Müzesi: Troya eserleri. Kopenhag David Müzesi: Selçuklu eserleri, Konya'dan türbe sandukası, Cizre Camii'nin ünlü tokmağı başta olmak üzere 14 ve 16. yüzyıl çini koleksiyonu.

Daha sırada 60 bin eser var. Yaşar Yılmaz çalışmalarını sürdürüyor.

"Britanya müzesinin tamamı aktif bir suç mahalidir." John Oliver 

28 Ekim 2014 Salı

Kanuni Sultan Süleyman’ın Kral Fransuva’ya fermanı

Alman İmparatoru Şarlken'le, 24 Şubat 1525te yaptığı Pavye Savaşında yenilerek esir düşen Fransa Kralı Fransuva ve annesi Düseş Dangolen, büyükelçi Kont Jan dö Franjipan ile Kanuni'ye birer mektup gönderirler. Kraliçenin mektubu şöyledir:

"Şimdiye kadar oğlumun kurtuluşunu Şarlken,in insafına bırakmıştım. Fakat Şarken oğluma hakaretler etmektedir. Dünyaya geçen hükmünüz, cihanın bildiği azamet ve şanınızla oğlumun kurtulmasını temin etmenizi zat-ı şahanenizden niyaz ediyorum."

Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman Kraliçe ve esir Fransuva'ya birer mektup gönderir. Mektupta kısaca şunlar yazılmaktadır:

"Ben ki,

Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve Dulkadir Vilayeti’nin ve Kürdistan’ın ve Azerbaycan’ın Acem’in ve Şam’ın ve Halep’in ve Mısır’ın ve Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve daha nice memleketlerin ki, yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dâhi ateş saçan zafer kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezıd Hân'ın torunu, Sultan Selim Hân'ın oğlu, Sultan Süleyman Hân’ım.

Sen ki,

Françe vilayetinin kralı Françesko (François, Fransuva)’sun.

Sultanların sığınma yeri olan kapıma, adamın Frankipan ile mektup gönderip, memleketinizin düşman istilâsına uğradığını, hâlen hapiste olduğunuzu bildirip, kurtulmanız hususunda bu taraftan yardım ve medet istida etmişsiniz (istemişsiniz). Her ne ki demiş iseniz benim yüksek katıma arz olunup, teferruatıyla öğrendim.

Padişahların mağlup olması ve hapsolması tuhaf değildir. Gönlünüzü hoş tutup, hatırınızı incitmeyiniz. Bizim ulu ecdadımız, daima düşmanı kovmak ve memleketler fethetmek için seferden geri kalmamıştır. Biz dahi onların yolundan yürüyüp, her zaman memleketler ve kuvvetli kaleler fetheyleyip gece, gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır. Allah hayırlar müyesser eyleyip meşiyyet ve iradatı neye müteallik olmuş ise vücuda gele. (Allah hayırlar versin ve iradesi neyse o olsun.) Bunun dışındaki vaziyet ve haberleri adamınızdan sorup öğrenesiniz. Böyle bilesiniz."

15 Ekim 2014 Çarşamba

Avrupa, siyaset ve semboller

Avrupalılar için siyasette, politikada ve savaşta sembollerin, sembolik hareketlerin büyük önemi vardır. Özellikle sembolleri kullanarak birçok yerde kendilerini tatmin etmeye çalışırlar. Bunun birçok örneği vardır. Mesela II. Dünya Savaşı sırasında Almanya, Fransa’yı işgal edince Hitler Almanların I. Dünya Savaşında teslim anlaşmasını imzaladığı tarihi vagonda, bu defa Fransızların teslim anlaşmasını imzalamasını istedi. Şark Ekspresinin 2419 numaralı vagonu müzeden çıkarıldı. Bu tarihi vagonda bu kez Fransa’nın teslim anlaşması imzalandı. Bu vagon daha sonra Almanya’ya götürüldü. Hitler aynı vagonda bu sefer Fransızları ezdi. Vagon bu önemli intikamın bir sembolüydü. Çok sonraları Almanya için birtakım tehlikeler göründüğünde Alman subayları bu vagonu yakmışlardır, çünkü biliyorlardı ki sıra tekrar Fransa’ya gelecekti.

Truva’ya saldıran ve Doğu medeniyetini temsil eden bu kentin kahramanı Hektor’u öldüren ordunun komutanı Agamemnon’du. Çanakkale’ye saldıran en büyük İngiliz zırhlısının adı da Agamemnon’du. Osmanlı’nın yıkılışını başlatan Mondros mütarekesi de Agamemnon gemisinde imzalandı.

1915'te, yani tam 3000 yıl sonra aynı yöreye saldıran düşmanın gemilerinden birisi Akaalıların ( Ege'nin diğer tarafındaki Yunan halkları ) komutanı Agamemnon'un adını taşıyordu.

Bir diğer örnek ise, Selahattin Eyyubi ile alakalı. "Kudüs ve Mescid-i Aksa, Haçlilarin isgâlinde oldugu müddetçe, ben nasil olur da gülebilirim, sevinebilirim, istedigim gibi rahat yemek yiyebilirim ve hele gözüme uyku girebilir?!" demiş ve 88 yıldır Hıristiyan egemenliğinde bulunan Kudüs’ü, 49 yaşında iken, Haçlı Ordusu’ndan almıştır.

Buna karşılık, 11 Aralık 1917 tarihinde Kudüs'e giren İngiliz Orduları Komutanı Orgeneral Edmund Henry Hynman Allenby, Selahaddin Eyyubi'nin mezarına vurarak; 'Kalk Selahaddin biz yine geldik' şeklinde bir konuşma yapmıştır

Ve İngiltere'nin meşhur kırmızı çantası. Bu eski tahta bavul sadece ve sadece büyük gündem yaratan meselelerden önce ortaya çıkar; kraliçe, başbakan ve kamaralar nezaretinde açılır.
Çanta, tekrar ortada. Bekleyip, göreceğiz!