Sayfalar

iş hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2016 Salı

Açık ve kapalı faturalar

Vadeli bir satış yapıldığında faturanın ÜST kısmına kaşe vurulup imzalanır. Bu tip faturalara Açık Fatura denir. Mal veya hizmet tesliminde müşterinin, mal veya hizmet bedelini faturanın düzenlendiği anda ödemeyip, sonradan ödeyecek olması durumunda düzenlenen faturadır.
Açık fatura örneği

Açık fatura için, "Müşterinin borcu açık ( ödenmemiş )" anlamında açık fatura denilir sonucu çıkartılabilir.


Peşin ödemeli satış yapıldığında ise fatura bedelinin peşin olarak alındığını göstermek için faturanın ALT kısmı kaşelenip imzalanır. Bu da Kapalı Fatura olarak ifade edilir. Mal veya hizmet tesliminde müşterinin, mal veya hizmet bedelini, faturanın düzenlendiği anda ödemesi durumunda düzenlenen faturadır.
Kapalı fatura örneği
Kapalı faturalar için, "Müşterinin borcu kapalı ( borcu yok, borcunu ödedi hesap kapandı) " anlamında kapalı fatura denilir sonucu çıkartılabilir.

Uygulamada açık veya kapalı fatura için kaşenin, faturanın alt kısmına mı yoksa üst kısmına mı basılacağı çoğu zaman karıştırılabilir.  Bir yerde otururken yukarı baktığımızda başımızın üst kısmının açık olduğu görülür. ÜST-AÇIK, ayağımızın altı yani yer kapalı olduğu görülür. ALT-KAPALI. O zaman faturanın ÜST kısmına vurulan kaşeler AÇIK, faturanın alt kısmına vurulan kaşeler KAPALI fatura dır diyebiliriz.

Ancak ticari hayatta uygulaması olan açık ya da kapalı ayrımı vergi kanunlarında yoktur. Vergi kanunlarına göre kaşenin faturada nereye vurulduğunun bir önemi ya da hukuki olarak tahsilata ilişkin ispat gücü de yoktur. Yani neresinde olurlarsa olsunlar imzalı / kaşeli faturayı teslim ettiğinizde, tahsil etmişsiniz demektir. Daha sonra "kaşeyi üstüne vurmuştum, ödeme almamıştım" diye dava açmanızın kanuni dayanağı yoktur.

Ticari teamüllere bulunan açık / kapalı fatura uygulamasına benzer şekilde fatura üzerinde imza ile birlikte kaşe de bulunması istenir. ( VUK / 231 / 4 Faturaların baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur. )

Ayrıca serbest meslek makbuzları da kapalı özelliktedir. Yani düzenleyip imzalı kaşeli teslim ettiğiniz anda, tahsil ettiniz demektir. Çünkü bu  tahsilattan kaynağında kesinti yapacak olan devlet, bir bakıma sizin ortağınızdır. Devlet alacağını her zaman alır ve ortağından da aynı şekilde davranmasını ister. 

11 Mayıs 2016 Çarşamba

İş kurma süreci

Belirsiz sebeplerden ötürü yapamadığım, yapmayı ertelediğim bir şeyi nihayet yaptım ve rahatladım. İş halletmek gibisi yoktur.

Gerçek şahıs işletmesini nihayet kurdum. Ancak kurmadan önce uzun uzun araştırdım, bilenlere sordum ve hatta bunalttım.

Uzun uzun, gerçek şahıs işletmesi ile limited şirketi anlatacak veya birbirlerine olan üstünlüklerinden bahsedecek değilim.

Kuruluş aşamasına geldiğimde, muhasebecinin ilk sözü “kira kontratı veya tapu” olmuştu. Bulunduğum özel durumda bunların gerekmediğini özelge ile karara bağladım. Bu sayede kira stopajı ve damga vergisi ödemekten kurtuldum.

İkametgâh hakkında yorumlarımı şurada kısaca belirtmiştim.

Anlaştığınız mali müşavir hemen orada çeşitli işlemler ( kendi odalarına bildirmek, vergi dairesi başvurusu, e-tebligat …vs. gibi ) yapıyor ve sonrasında noterde defter tasdiki ( 100 TL civarı ), vergi dairesine evrakların götürülmesi …vs ile uğraşıyor. Bu işlemler, Ordu gibi küçük bir şehirde yarım günde tamamlandı. Ertesi gün, vergi memuru gelip bir tutanak tutuyor ve sonraki gün ise vergi levhanız çıkıyor. Artık anlaşmalı bir matbaaya giderek kendinize fatura ya da serbest meslek makbuzu ( ve diğer kurumsal ihtiyaçlarınızı ) bastırabilirsiniz. ( Matbaa size farklı hizmetler de sunmak isteyebilir, antetli kağıdınızı gerektiğinde kendiniz hazırlayıp basabileceğinizi unutmayınız. Antetli zarfa hemen ihtiyacınız olacağını sanmıyorum, bastırmak için acele etmeyin. Sınırlı kaynaklarınızı doğru kullanmaya özen gösterin. ) 

Kırtasiyelerde hazır satılan SMM alıp, noterde onaylatarak da kullanabilirsiniz, ancak tasarımını kendim yaptığım ve daha kurumsal bir SMM istediğim için matbaanın yolunu tuttum. SMM üzerine logonuzu hatta bir slogan ya da temenni ( ay sonuna kadar ödenmesini rica ederim, ya da şampiyon FB gibi ) ekleyebilirsiniz. ( artık e-makbuz kullanılıyor )

Bu aşamadan önce faturalarınızın üzerinde bulunmasını isterseniz, bir kurumsal / ticari / kobi hesap açtırabilirsiniz. İhtiyacınız olanlar nüfus cüzdanınız, imza beyannamesi ve vergi levhanızdan ibaret. İmza beyannamesi için yolumuz notere düşüyor ve 41.5 TL ödüyoruz.

Burada biraz araya girerek, konuyu dağıtmam gerekiyor. Hizmet sektöründe bulunacağım için ve serbest meslek makbuzunun kapalı fatura gibi işlem görmesi sebebiyle, makbuzlarım üzerine IBAN numaramı koymadım. Ticaret yapsaydım ve fatura düzenleseydim, faturamda IBAN bulunması müşterilerime yapacakları ödemeler açısından bir kolaylık sağlayabilirdi. Ancak serbest mesleklerde hizmetin gerçekleştiği anda ödenmesi esasmış. Yani işi bitirdiğinizde, ödemenizi almanız gerekiyor. Zira devlette kaynağında kesinti yapıyor. Ödemenizi aldıktan sonra makbuzlarınızı düzenlemeyi bir alışkanlık haline getirirseniz, bazı tatsızlıkları da engellersiniz. Aksi halde ödemeyi alamamış olsaız da, doğacak vergileri ödemek zorunda kalırsınız. Hem hizmet verirsiniz, hem ödeme alamazsınız ve hem de cebinizden para çıkar. Kar elde etme amacımıza aykırı olur, değil mi? Ayrıca makbuz üzerine IBAN koyarak, müşterilerimi daha sonra ödeme yapmaya teşvik etmemeye çalıştım. Aynı şekilde, bankamı değiştirmek ihtiyacı hissettiğimde SMM üzerinde eski bankaya ait bilgiler bulunacaktı.

Açtığımız aradan devam edelim; uygulamada bulunan açık ve kapalı faturalar

Bankacılık mevzuatı açısından bir ticari hesaba ihtiyacınız olacak. Bankalarda kişisel mevduatlar garanti altında iken ticari hesaplarda böyle bir şey bulunmuyor. Ayrıca bankaların bilançolarında kişisel ve ticari hesaplar ayrı bulunmak zorunda. Bu sebeple, banka eğer ticari ödemelerinizi kişisel hesabınızdan yaptığınızı tespit ederse, o hesabı hemen ticariye dönüştürüyor.

Bankaları araştırdım ve Ziraat bankasında karar kıldım, çünkü hesap işletim ücreti / kart aidatı yoktu. Hem de hesap cüzdanını ve kartı o anda bankada ( şaşılacak bir suretle! ) teslim ettiler. Ayrıca havale ve eft ücretleri de aylık 20 adede kadar ücretsiz idi ve tüm bu bilgileri hem bankadan, hem siteden ve hem de telefon bankacılığı ile teyit ettim. ( Daha sonradan Enpara Şirketim ile çalışmaya başladım )

Bu hesaba bağlı bir de kredi kartı talebinde bulunmanız yararlı olacaktır. Ancak ilk başta hesapta paranız ya da hareket olmayacağı ( ya da az olacağı ) için kredi kartınız hemen onaylanmayabilir.

Ancak ticari hesap açılışı için istenen belgeler arasında bir oda kaydı bulunuyor. Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünsem de, TOBB kanunu sizden bir odaya üye olmanızı istiyor. Ticaret odası, sanayi odası veya esnaf sanatkarlar odası gibi. Bunların elbette aylık aidatları oluyor. ( benim faaliyet kolum, hiçbirinde olmadığı için hiçbirine üye olamadım zaten üye olmak işime de gelmiyordu ) Bir gerçek şahıs işletmesi kurduğum için, borçlarıma karşı ( sermaye şirketlerinde olduğu gibi değil ) bütün mal varlığımla borçlu olduğum için, bireysel hesap da aynı işi görüyor.

İş yeriniz için belediyeden ruhsat almanız gerekebilir.

Kargo gönderileriniz çok olacaksa bir kargo firması ile anlaşma yapabilirsiniz.

Ayrıca mali müşaviriniz ve matbaacınıza, ödemeleri birkaç ay sonra almalarını rica edebilirsiniz. Böylece başlangıçta cebinizden çıkacak para azalırken, ilk tahsilatınıza kadar nefes almanızı sağlayacaktır. Muhasebeciniz 3 ayda 1 fatura kesmeyi teklif edebilir.

Hiçbir iş yapmasanız da her ay KDV, üç ayda bir geçici vergi, üç ayda bir muhtasar beyanname, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermek zorundasınız.

Katma değer vergisi beyannameleri ( 31,50 TL * 12 )
Geçici vergi beyannameleri ( 26,50 TL * 4 )
Muhtasar beyannameleri ( 31,50 TL * 4)
Yıllık gelir vergisi beyannameleri ( 47,80 TL * 1 )

Toplamda 650 TL civarında bir tutarı hiç iş yapmasanız dahi devletimize ödeyeceksiniz.

Şayet işyerinizde çalışan sayısı 10 kişi ya da daha fazla olursa muhtasar beyannameyi aylık vermek zorundasınız.

Ayrıca Bağ-kur'a kayıtlı olmalısınız ve personel istihdam ettiğinizde SSK giderleri olacak.

Serbest meslek makbuzu belli bir konuda ihtisas yapmış belgesini kullanan kişilerin kesebileceği ve kullanabileceği bir belge türüdür. Her danışman makbuz kesemez. Emlakçı da bir danışmandır ancak fatura keser.

Serbest meslek yapacaksanız, %20 stopaj ( kaynağında kesilen vergi ) doğacağını da bilin. Müşterilerinize fiyat teklifi verirken bu konuyu belirtmelisiniz. ( Örneğin "Cebinizden çıkacak toplam ücret 1000 TL olacaktır." gibi )

KDV; siz, ay ya da dönem sonunda, vergi dairesine ödersiniz.

İsteğe göre her ay ya da üç ayda bir ödeyebileceğiniz geçici vergi ( her ay öderseniz her ay beyanname ücreti vermeniz gerekiyor ) yıl sonunda gelir vergisinden mahsup ediliyor.

Stopajı ( gelir vergisi ); müşteri sizin adınıza ( muhtasar beyanname ile ) devlete öder. Yıl sonunda geliriniz üzerinden hesaplanacak vergiden ödenen bu stopajı mahsup ediyorsunuz.

Burada şu ufak hesabı da ekleyeyim; hizmet tutarının ( 80 TL + 20 TL ) + 18 TL olduğunu varsayalım.

Brüt ücret: 100 TL ( 80 TL + 20 TL )
Stopaj: 20 TL ( %20 )
KDV; 18 TL ( % 18 )
Net ücret: 98 TL ( müşteriden aldığınız ücrettir )

Ayrıca kademeli vergi sistemine tabi tutularak, vergi ödeyeceksiniz.

Temel hesaplarınızı ise; İşletme kuruluş giderleri ( ilk giderler ), Sabit yatırım giderleri ve İşletme giderleri ( sabit giderler + değişken giderler ) olarak ayırabilmeye başladığınızda artık bir şeyler değişmeye başlamıştır.

Gerçek şahıs işletmeleri kuruluş, işletme ve kapanış işlemleri açısından çok kolaydır. Eğer iş hacminin büyürse tüzel kişiliğe sahip şirkete çevirebilirsiniz. Kapanış dilekçesini verdikten sonraki çeyrek dönem sonuna kadar vergiler doğacağını da unutmayınız. 

Tam 2.5 ay sonra belediyeden çevre temizlik vergisi doğduğunu ve usülsüzlük için ceza düzenlendiğini öğrendim. güncelleniyor. 

İşinizi bilmek

İşinizi en iyi siz bilirsiniz, işinizi en iyi siz takip edersiniz.

Bir işe girişmeden önce iyi hesap yapmalısınız, üzerinde iyice düşünmeli ve bilenlere danışmalısınız. Türkiye'de çok geçerli bir kural "gideceğin yolu tek bir kişiye sorma" ( çünkü alacağın her yanıt farklı ve yanıltıcı olabilir )

Sizden büyük sanayicilere, işverenlere, muhasebecilere, avukatlara ve o yollardan sizden önce geçmiş kişilere sorabilirsiniz.

Aklıma takılan konu hakkında Özelge alabileceğimi öğrendim.

Özelge Vergi Usul Yasası'nın 413'üncü maddesinde şu şekilde açıklanıyor; "Mükellefler, Maliye Bakanlığı'ndan veya Maliye Bakanlığı'nın bu hususta yetkili kıldığı makamlardan vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında izahat isteyebilirler. Yetkili makamlar yazı ile istenecek izahatı yazı ile veya sirkülerle cevaplamak mecburiyetindedir. Alacakları cevaplara göre hareket eden mükelleflerin bu hareketleri cezayı istilzam etse dahi ceza kesilmez."

Muhasebecinin ilk sözü "kira kontratı ya da tapu" olmuştu. Gerekmediğini biliyordum, çünkü şahit olmuştum. Araştırdım ve çeşitli kanunları / Danıştay kararlarını okudum. Nihayet aradığım cevabı vergi dairesinden özelge ile alabileceği öğrendim.

Amacım kira sözleşmesi yapmamak, göstermelik de olsa kira ödememek, stopaj ödememek ve vergi memuru ile "böyle yazıyor, görmüyor musunuz? / buradan bunu çıkarabiliriz, anlamıyor musunuz? / Danıştay kararları ne olacak?" şeklinde tartışmamaktı.

Ödemediğim kira ise zaten gider olmayacak ve beyanlarımda bulunmayacaktı.

Aldığım özelge sayesinde kira sözleşmesi yapmaktan ve stopaj ödemekten kurtuldum. Adresime gelen vergi memuru ise doğru yaptığımı, kendisinin bu konuyu bilmediğini ve yetkisinin de olmadığını belirtti.

1 Mayıs 2016 Pazar

İyi hayat

Açtıysan, kapat.
Yaktıysan, söndür.
Kirlettiysen, temizle.
Dağıttıysan, topla.
Borçluysan, öde.
Vaat ettiysen, yerine getir.
Bilmiyorsan, yorum yapma.
Yorum yaptıysan, sorumluluğunu al.
Sana ait olmayan bir şeyi kullanman gerekiyorsa, sahibinden iste.
Nasıl çalıştığını bilmiyorsan, elini sürme.
Bozduysan, onar.
Nasıl onaracağını bilmiyorsan, bilen birini bul.
Daha iyisini yapamayacaksan, eleştirme.
Yardım edemiyorsan, rahatsız etme.
Gücendirdiysen, özür dile.
Ne diyeceğini bilmiyorsan, ağzını açma.
Seni ilgilendirmiyorsa, burnunu sokma.
Senin değilse, iade et.
Bedavaysa, boşa harcama.
İşine yarıyorsa, iyi davran.
İstediğini yapamıyorsan, yapmayı istemeyi dene.
Seni rahatsız ediyorsa, başkalarını da etmesine engel ol.

Nazik biri olabiliyorsan, ol; ki daima olunabilir.
Sorumlu biri olabiliyorsan, ol; ki daima olunabilir.
Şükredebiliyorsan, et; ki daima edilebilir.
Kısacası, eğer iyilik yapabiliyorsan, yap; ki daima yapılabilir.

Alex Rovira

18 Aralık 2015 Cuma

Birinin çöpü başkasının hazinesidir.

Evde yıllardır gözümün önünde duran, kullanmadığım bir sürü elektronik eşya vardı. Hepsi bir arada duruyordu. Öyle ki artık, dolap, çekmece ... bunlardan girilmez olmuştu. 

Peki ne diye saklıyordum bunları? Lazım olur diye. E, olmuyordu işte.

"Atayım" dedim. Olmadı. Çünkü elektronik eşyaları öylesine çöpe atmak olmazdı. Üstelik çalışıyorlardı. Birinin işine yarayabilirdi.

"Dursun" dedim. Olmadı. Çünkü "belirli bir süre kullanmadıysan, gereksizdir". Ayrıca "sahip olduklarınız, sonunda size sahip oluyor". Ve de "less is more"

"Vereyim" dedim. İsteyen olmadığı gibi, acayip acayip de baktılar.

"Satayım" dedim. Dükkan dükkan, dolaşıp satmak mı?

Ancak bir filmde gördüğüm şu sahne aklımda dönüyordu. Girişimci genç, garaj satışından aldığı bazı eşyaları, eBay'de daha yüksek bir ücret karşılığında satıyordu. 

Hemen açtım cepten hotspot'u ve www.sahibinden.com maceram başladı.

Ücretsiz ilan verme imkanı varken bana tek düşen fotoğraf çekip, doğru dürüst bir kaç kelime eklemekti.

Bu süre içinde sattığım şeylerin listesi aşağıdaki gibidir
  1. Modem ( 2 tane )
  2. Router
  3. Yazıcı
  4. 35 mm klasik fotoğraf makinesi ( modern teknolojiyi reddeden bir fotoğraf sanatçısına sattığım için mutluyum )
  5. 3.5" harici harddisk
  6. Uydu alıcı
  7. Minik hoparlör
  8. HDMI kablo
  9. Mouse
  10. Kablolu klavye ( 2 adet )
  11. Android telefon ( 2 adet )
  12. Klasik cep telefonu
  13. Müzik seti ( plak, çift kaset çalar, radyo ve CD )
  14. Video ( bildiğiniz klasik beta video, 2 adet )
  15. Video kaset sarıcı
  16. Çeşitli şarj aletleri
  17. Çeşitli dönüştürücüler ve kablolar ( HDMI - VGA, priz soketi, USB uzatıcı ... gibi )
  18. Handy-cam ( sinema-televizyon bölümünde okuyan bir arkadaşa sattığım için mutluyum )
  19. Eski laptop ( arkaşadıma verdim, işine yarayacağı için mutluyum )
  20. Eski laptoplardan kalan RAM ve HD
  21. HD kutusu
Fiyatı oldukça düşük tuttum. Amacım, zaten çöpe atmak üzere olduğum ancak çalışır ürünlerin bir başka kişi tarafından kullanılması idi ve mümkünse bunun karşılığında bir miktar da para kazanmak. Hal böyle olunca hepsi bir çırpıda satıldı. Üstelik elime de 800 TL civarında bir para geçti. Ortalık boşaldı. Ayrıca evimizi kentsel dönüşüm kapsamına sokacaktım, bunları dışarı taşıma ve ev bittikten sonra tekrar geri taşıma zahmetinden de kurtuldum.

Biriken para ile telefonumu yeniledim, harici harddiski 2.5" olarak yeniledim.

Ödemeleri posta çeki hesabıma ya da banka hesabıma peşin aldım ve kargo maliyetini alıcı ödeyeceği için, sadece PTT'yi kullandım,

Israr eden de olursa Get kullandım. Alan kişinin ürününü ve satan kişinin ödemesini garanti ettiği için her iki taraftan da komisyon alıyor, alsın hakkıdır.

Alan kişinin para yatıracağı hesap için ise CepteTEB'i kullandım. EnPara gibi bir bankacılık ürünü. Hesap işletim ücreti yok, sözleşme ayağınıza bir de hediye ile geliyor, mevduatınıza faiz veriyor, fatura ödüyorsunuz ( ama bir EnPara değil )

Bunları sattıkça gelen rahatlama ve ferahlama hissi, vererek devam etti.

Üniversite okurken aldığımız çeşitli ansiklopediler vardı. Cilt cilt .. ne büyük paralar ödemiştik. Bunları atmak ya da yakmak doğru olmazdı. Çareyi üniversite kütüphanesine bağışlamakta buldum. Üniversite ise bu ansiklopedileri merkez kütüphane yerine uygun fakültede kullanmayı uygun bulduğunu adresime teşekkür ederek gönderdiği mektupta bildirdi. Daha ne olsun?

"Sahip olduklarınız, zamanla size sahip olur"

2 Eylül 2015 Çarşamba

İş hayatında genel başarı kuralları

Aklınıza o "muhteşem" bir fikir geldiğinde, çoğu zaman sizden daha önce yola girenlerin ve hatta ilerleyenlerin olduğunu görebilirsiniz. Bu isteğinizi kırmasın. Aslında iyi bir durum olduğunu bile söyleyebiliriz. Küresel örneklerine bakarsak ne google ilk arama motoru idi, ne youtube ilk video servisi idi, ne de bunlar sonuncusu olacaklar. İşe başladıklarında önlerinde örnek olması da iyi bir şey aslında. Neleri farklı yapabileceğinizi, nerelerde hata yapıldığını görebiliyorsunuz.

Bir fikri öteye taşımanın ilk yolu bir ön araştırmadan geçer. İyi çalışmanız için gereken süre aslında birkaç saat. Bu çalışma aslında çok önemli ve o heyecanla kendinizi kaptırdığınızda sabahın ilk ışıklarını görebilirsiniz. Bu aslında iyiye işaret, beyin fırtınası yaptığınızı, yapılacak çok şey olduğunu gördüğünüzü gösteriyor.

Önümüzde google, youtube, bloglar, wikipedia, ekşisözlük ve daha binlerce farklı kaynak olduğuna göre, gerisi size kalıyor.

Sonraki aşamamız, bu araştırmamızı fizibilite diyebileceğimiz bir biçimde toplamak. Burada vereceğimiz karar olumlu ise iş planını hazırlamaya başlıyoruz. İyi ve kapsamlı bir iş planı hazırladığınızda ve işinizi iş planına göre yürüttüğünüzde sonraki çalışmalarınızda daha geniş görmeye başlayacaksınız.

Bu çalışmalarda kendinize sormanız gereken sorular, yapmanız gereken hesaplar, işiniz ile ilgili ayrıntılar ... karşınıza çıkacak.

Duyduğunuz her fikrin peşinden gitmeyin.

Aklınıza gelen her fikir - tabi ki- güzeldir ama birkaç saatlik çalışma ile az önce ne kadar da saf ve toy olduğunuzu görebilirsiniz. Aceleye gerek yok ( ama bu yavaş olmanız gerektiği anlamına da gelmiyor )

Aklınıza gelen her fikri paylaşmayın, şu anda neyi kovaladığınızı anlatmayın. Fikrinizi alıp sizin önünüze geçenler olacağı gibi, başarısız işler kovalayan bir girişimci olduğunuz görüşü de oluşabilir. 

Gelen her teklifi kabul etmeyin.

Çok dinleyin, çok okuyun.

Farklı konularda da kendinizi geliştirin, çünkü bakışınızı ve ufkunuzu geliştirebilir. Bir benzerlik kurabilirsiniz.

Çok yorulduğunuzda, dinlenmek için işinizi değiştirin.

Birçok ihtiyacınızı kendiniz halledebilirsiniz.

Karşılıklı tam güven kurulmadan, hiçbir iş başarılı olamaz.

Ticarette kazanç, satın alırken başlar. Siz bir ürünü pahalıya mal ettiniz diye, kimse ona ederinden fazla vermez.

Manevi kazancınız, yatarken başınızı koyduğunuz huzur denen yastık, ise doğru yoldasınız demektir.

İşinizi en iyi siz takip edersiniz.

O iş oldu diye fazla sevinmeyin, olmadı diye de fazla üzülmeyin.

ayrıca şu söz de ne ile karşı karşıya olduğunuza açıklayacaktır "Türk ticaret hayatında paradan çok yalan döner."

10 Haziran 2015 Çarşamba

Anlaşmak

En kötü anlaşma, olmayan anlaşmadan iyidir!

6 Önemli Tavsiye / Warren Buffett

1. Gelir üzerine:

"Asla tek bir gelir kaynağın olmasın. İkinci bir kaynak için yatırım yap."

2. Harcama üzerine:

"Eğer ihtiyacın olmayan şeyleri satın alırsan, bir gün ihtiyacın olanları satmak zorunda kalırsın."

3. Tasarruf üzerine:

"Harcamalarından kalanı tasarruf etme, tasarruflarından kalanı harca."

4. Risk üzerine:

"Bir nehrin derinliğini iki ayağınla birlikte ölçme."

5. Yatırım üzerine:

"Bütün yumurtaları tek sepete koyma."

6. Beklentiler üzerine:

"Dürüstlük pahalı bir hediyedir, bunu ucuz insanlardan bekleme."

Özgüveni Yüksek İnsanların Yapmadığı 15 Şey / Steve Jobs

1. Bahane Üretmek
Kendi fikir ve davranışlarının sorumluluklarını alırlar ve arkasında dururlar. İşe geç kaldıklarında trafiği bahane etmezler. Bir hedefe ulaşamadıklarınızda "Ama zamanım yetersizdi", "Demek ki ben yeterince iyi değilmişim" gibi bahanelere sığınmazlar. Yeterince iyi olana kadar ve yeterli zamanı kullanarak başarana kadar yılmadan denerler. 

2. Herkesin Korktuğu İşi Yapmaktan Çekinmek
Korkunun kendilerini esir almasına izin vermezler.  Bir işi başarmak için sahip olmaları gereken kişiliğe ulaşmanın aslında korkularıyla yüzleşmekten geçerek kendilerini de evrilmeleri gerektiği sonucunda oluşacağını bilirler. 

3. Konfor Balonu İçerisinde Yaşamak
Konfor alanında yaşamazlar, çünkü bilirler ki burada tüm hayalleri ölür. Aksine konfor alanlarından çıkmayı ve zoru başarmayı hedeflerler, çünkü kendileri zorluklarla baş etmeyi öğrendikçe ancak başarıya ulaşabileceklerini bilirler.

4. Bugünün İşini Yarına Bırakmak
Bugün gerçekleştirilen iyi bir planın, herhangi bir gün gerçekleştirecek mükemmel plandan daha iyi olduğunu bilirler. "Doğru zaman"  veya "Doğru Koşullar"ın oluşmasını beklemezler, çünkü bu tür beklentilerin arkasında aslında değişim korkusunun yattığını bilirler. Onlar hemen şimdi, burada, bugün harekete geçerler, çünkü ancak bu sayede ilerleme kaydedilebilir.

5. Başkalarının Olumsuz Düşüncelerinden Etkilenmek
Başkalarının negatif geribildiriminden etkilenmezler. 

6. İnsanları Yargılamak
Gereksiz, kendi kendine yaratılan dram hallerine hiç tolerans göstermezler. Kendilerine arka çıkacak insanlara ihtiyaç durmazlar, iş arkadaşlarıyla ilgili dedikodulara prim vermez veya çevresindekilere farklı fikirlerinden dolayı saldırıya geçmezler. Kendi halleriyle, kendini hissettikleri halleriyle barışıktırlar ve kendilerini ispat etmek için kimseye ihtiyaç duymazlar.

7. Kaynak Yetersizliğini Görünce Pes Etmek
Ellerindeki kaynak ne ise, o kadarından yararlanmaya bakarlar, azlığına çokluğuna bakmazlar. Herşeyin yaratıcılıkla mümkün olduğuna ve pes etmedikçe sonuca ulaşılacağına inanırlar. Zorluklara dayanarak derdi büyütmektense, çözüme ve çıkış yolu bulmaya odaklanırlar.

8. Kendilerini Başkalarıyla Kıyaslamak
Etraflarındaki herhangi birisiyle yarışmadıklarını bilirler. Ancak bir gün önceki kendileri ile yarışırlar. Her insanın kendi özgün şartlarında kendi hikayesini yaşadığını ve  başka insanlarla kıyas yapmanın gerçekçi olmadığını, kolaycılık olduğunu bilirler. 

9. Herkesi Memnun Etmeye Çalışmak
Tanıştıkları veya karşılaştıkları her insanı memnun etmeye çalışmazlar. Herkesle iyi olmanın mümkün olmadığını, hayatın gerçeğinin böyle olduğunu bilirler. Bunun yerine mevcut ilişkilerinin sayısından ziyade kalitesine odaklanırlar.

10. Sabit bir Güvenceye İhtiyaç Duymak
Ellerinden tutulmasına ihtiyaçları yoktur. Hayatın herkes için adil olmadığını, olayların her zaman kendileri için iyi olmayacağını bilirler. Hayattaki herşeyi kontrol edemeyeceklerinin farkında olarak hayatta başlarına gelen olayları hayra yorarak  ve olumlu yönlerini alarak ilerlemenin yolunu ararlar.

11. Hayatın Acı Gerçeklerini Göz Ardı Etmek
Hayatta karşılaştıkları problemlere henüz kökündeyken, büyümeden müdahale ederler, tedbir alırlar. Problemlerin adını koymazlarsa, günler, haftalar ve aylara yayarlarsa her geçen gün katlanacağını bilirler. İş ortaklarıyla, arkadaşlarıyla rahatsız edici bir görüşmeyi yapmayı, problemleri hasır altı etmeye, güven ilişkilerini riske atmaya tercih ederler. 

12. Küçük Tümseklere Takılıp İşi Yarım Bırakmak
Her düştüklerinde hemen tekrar ayağa kalkarlar. Bilirler ki düşmek yükselmenin engellenemez bir parçasıdır. Tıpkı bir dedektif gibi her seferinde neden düştüklerinin nedenlerini ararlar,  tekrar denerler ancak bu sefer bir önceki düşmelerinden dersler alarak. 

13. Harekete Geçmek için Kimsenin Onayına İhtiyaç Duymak
Hiç tereddüt etmeden harekete geçerler. Her gün kendilerine şu soruyu sorarlar: "ben değilsem, kim? Şimdi değilse ne zaman?" 

14. Kendilerini Küçük Bir Çerçeveyle Kısıtlamak
Kendilerini tek bir A Planı ile kısıtlamazlar. En az efor ve maliyet ile  ile en iyi sonuçlara ulaşmalarını sağlayacak stratejileri bulana kadar ellerindeki tüm ve her kaynağı kullanmaya bakarlar, her adımlarının etkisini ölçerler ve pes etmezler.

15. İnternette Okudukları Herşeye Düşünmeden Körü Körüne İnanmak
İnternette her okudukları makaleye sırf yazar öyle düşündüğü için körü körüne inanmazlar. Kendi özgün bakış açılarıyla okuduklarını mercek altına alırlar. Kendi gerçek hayatlarıyla ilintili olan her türlü bilgiye odaklanıp geri kalanları önemsemeyerek  sağlıklı ve gerçekçi bir değerlendirme yapmaya çalışırlar. Bu tür makalelerin düşünce egzersizi ve eğlence amaçlı olduğunu bilirler ve özgüveni yüksek insanların ne yapmayacaklarını yine en iyi onlar bilirler:)


7 Mayıs 2015 Perşembe

Zaman yaratmak

Günümüzde orta sınıf genel olarak "Bir yere bağlı çalışmaktadır" şeklinde tanımlanır.

Zengin sınıf için ise "Çok miktarda paraya değil, yeterli paraya ve sınırsız hareket etme özgürlüğüne sahiptir." geçerlidir.

Aradaki fark şu noktada daha belirgin olmaktadır; zengin olmayanlar zaman kaybederken, zenginler zaman kazanır. Zamanın paradan daha değerli olduğunu bilirler. Bu nedenle iyi, yeterli olmadıkları konularda zaman kazanmak için birilerini işe alırlar. Aslında o işi kendileri de yapabilecekken, harcadıkları zaman daha değerlidir. O zamanı daha fazla değer yaratmak için kullanırlar.

17 Mart 2015 Salı

Görünenler ve Gerçekler

ODTÜ İşletme'nin deli ama çok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesörü Muhan Hocanın Strateji Yönetimi dersinin ilk saati öğretim üyelerinin bile katılımıyla geçer ki her senesi ayrı ilginçtir.

Muhan Soysal tepegöze bir Picasso resmi koyar.


Herkes bakar bakar ama tarzı zaten kübik olan sürrealist resimde sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabileceği çok az şey vardır. Bozuk perspektifli bir oda, sarı uzun saçlı yaratığa benzeyen birşey. Etrafında başka yaratıklar, yerde yine bir yaratık ve arkadaki şekli bozuk içi parlak dikdörtgenin içinde başka birşeyler daha.

5-10 dakika hiç birşey söylemeden sınıfı izleyen hoca, birazdan Picasso'nun resmini alıp Meninas'in bir resmini koyar. 


Bu resimde sandalyenin üzerinde oturan sarı uzun saçlı bir aristokrat kızının etrafındaki dadıları onun saçını tararken yerde köpeği yatmaktadır. Ve babası arkasından ışık sızan kapıdan kızını izlemektedir.

Ancak ikinci resmi görünce Picasso'nun resmindeki öğelerin ne olduğunu ve bu resmin Meninas'in tablosuna gönderme olarak yapılmış olduğunu fark eder tüm sınıf. Hiç unutmayacağınız ders gelir:

"Hayatta hiç birşey Meninas'in resmi kadar belirgin ve net değildir. İş hayatı gerçekleri size Picasso'nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak  gösterir. Picasso'nun resmine bakıp, Meninas'in resmini görebilenleriniz başarılı olacak, diğerleri kübik şekillere bakıp yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecek."

21 Şubat 2015 Cumartesi

Gördüklerim, yaşadıklarım / Jak Kamhi

Masrafların artınca kendini fazla sıkma, fazla kazanmaya bak.

Hayal mahsülü şeyleri gerçek diye anlatma, basit de olsa doğru olmayan bahaneleri kullanma. Güvenin sarsılır.

Para geçicidir, güven kalıcıdır.

Kimseye kefil olma, mali olanakların ölçüsünde yardımda bulun. Kefil olmanı isteyen dostunun, iyi niyetine rağmen yanılmadığı ne malum?

Başarı, sorunların çözümü ile kıyaslanır. Başarısızlığa cevap aramak, beceriksizliği örtmektir.

Kişilere hak ettiği değeri ver.

Sorun çıkmadan ikaz et.

Hırsızı tutma.

İş aldığın kişi, verdiğin işi seviyorsa başarılı olur. Yoksa ısrar etme.

Sorunlardan korkma, çözmeye uğraş.

Bilmediklerin zor görünür. Öğren kolaylaşır.

Başarı bir süreçtir. Sürat ise anahtarlarından biridir.

Mal alırken kazanılır.

Verdiğin yetkileri kontrol altında tut.

Mevzuat ve maliye ile sorun yaratacak icraatın hemen önüne geç.

Zaman nakitten değerlidir.

Değişime ayak uydur.

En önemli kuralım, işbirliği yalnız güvenilir kişilerle yapılır. Bu noktada yanılgıya düşüldüğü taktirde hiçbir yazılı sözleşme sizi kurtaramaz.