Sayfalar

doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2019 Pazar

20 Kasım 2015 Cuma

Tekstil ve doğa

Tekstil mühendislerinin simgesi örümcektir. Bunu birkaç sebebe dayandırabiliriz.

Örümcekler kendi liflerini kendileri üretmektedir. Bu lifi ise ağ örmek için kullanmaktadırlar. 

Ayrıca moda ile de ilgilendiklerini öğrenince daha da şaşırdım. 

jumping spider wearing a water droplet as a hats

Bu sevimli örümcek cinsi kafasında şapka olarak su damlası taşımayı kendine huy edinmiş. Belki kafasını serinletiyor, belki karşı cinsi etkiliyor, belki de düşmanlarını kaçırıyor.

Doğada bir de "Dokumacı kuşu" varmış. Bu kuşlar, adlarından da anlaşılacağı gibi, gerçekten dokurlar ve bu sanatlarıyla kendilerine yuvalar inşa ederler. İngilizcesi ise tailorbird ( terzi kuşu )






Fotoğraflarda gördüğünüz gibi bazen doğada bulduğu elyafı bazen de örümcek ağını dikiş ipliği olarak kullanıyorlarmış.

Ufak bir de video var, tam burada

Bir de dokumacı karıncalar varmış efendim. Grup halinde hareket ederek yaprakları önce kancaları ile kilitliyorlar sonra özel bir yapışkan salgılayarak birbirlerine tutturuyorlar. Bu şekilde top büyüklüğünde yuvalar yapabiliyorlarmış. Bkz bir video



6 Mayıs 2015 Çarşamba

Sıçrayan örümcek ve moda





Sıçrayan örümceklerin şapka olarak su damlası taşıdığını biliyor muydunuz?


Mikroskop altında incelenen çim hücreleri, sizce de neşe içinde değiller mi?

28 Şubat 2015 Cumartesi

Portakal kabuğu

Ne zamandır aklımda olan bir ızgara yöntemini deneme fırsatı buldum.


Organik atıkları ise kompost ( gübre ) yapmak için balkonda bir teneke kutuda biriktiriyorum. Çöpe atmak yerine peynir kutusu içine döküp, çay posası ile birlikte gübreleşmeye bırakıyorum. Zaman zaman toprak ile örtüp karıştırabilirsiniz.... neyse

Portakal kabuklarını soba sıcağında ya da kalorifer peteğinde kurutabilirsiniz. Hem güzel bir koku veriyor hem de kuruduğunda çıra gibi yanıyor. 

Aynı zamanda kek ...vb içinde de kullanabilirsiniz.

Kuruduğu için artık akma, kokma yapmıyor, çöpe giderek ziyan da olmuyor ( köy de olsanız ya da bahçeniz olsa durum başka )

Kuruduktan sonra ise aşağıdaki gibi oluyor;



Çerez kabuklarını ( fındık, fıstık, badem, ceviz ...vb. ) atmayı sevmiyordum, uzun bir süre boyunca biriktirdim. 


Ateşi ise aynı yerde sakladığım yumurta kolileri, ilaç kutuları, tuvalet kağıdının ortasında olan kartonları ile yaktım.


Köz aşağıdaki gibi hazır hale geldiğinde kurutulmuş portakal kabuklarını atmaya başlıyoruz.


Köze attığım portakal kabukları;


İlk başta yanmayacak gibi durdu, ateşi boğdu sandım. Duman tütmeye başladığında hemen alev aldı. Ortalık portakal kokmaya başladığında planın işlediğini anladım. Bu çıra gibi kurumuş kabuk, çok güzel tütsü verecekti.

Hemencecik tenekeler ile kurduğum düzeneğe ızgaraya dizilmiş hamsileri yerleştirdim.


Bu düzeneği yerleştirdiğimde yaklaşık 50 cm yukarıda elimi tutamıyordum, demek ki portakal kabuklarının kalorisi yüksekti.

3 ızgara hamsiyi pişirirken "bana mısın?" demeyen köz, saatler sonra şu şekilde idi:


Akşam karanlığı çöktüğünde köz adeta nefes alıyor gibiydi.

Köz soğuduğunda ise, kalan külü dünyadaki tek dikili ağacımın dibine döktüm.


Ordu'da "taflan" desek de Karadeniz'de "Kara yemiş" olarak bilinir.