Sayfalar

Fıkra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fıkra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2014 Salı

Fıkra bu ya

Adalet Bakanı dış memleketin birinde bir toplantıda İsviçre Heyetinden birisi ile tanıştırılmış.

İsviçre Denizcilik Bakanı ile bizim Adalet bakanı tanıştırılınca, bizim kültürlü ve bir o kadar da uyanık bakan; "Yahu İsviçre'de deniz yok ki, siz nasıl bakanlık yapıyorsunuz ?" şeklinde soruyu patlatmış.

İsviçre Denizcilik Bakanı da cevap vermiş; Sizde de Adalet Bakanlığı var!

19 Ekim 2014 Pazar

Microsoft'daki tuvaletçi

Bir adam, Microsoft şirketinde iş için konuşmaya gidiyor; Microsoft şirketinde “tuvaletçi” olarak işe alınacaktır. HR-menajeri ile görüşüyor, tıkanmış bir lavaboyu temizleyip testten geçiyor. HR menajeri, testten geçtiğini ve kendisine hangi gün saat kaçta işbaşı yapabileceğini, email yolu ile bildireceğini söylüyor.

Adam, bilgisayarı olmadığını ve dolayısıyla email kullanmadığını açıklıyor. HR menajeri: “Üzgünüm ama, emailiniz yoksa, siz sanal olarak varsayılmazsınız; dolayısıyla sizi işe alamayız!” diyor.Adam, çaresiz dışarıya çıkıyor, ne yapsam neetsem derken, cebindeki 10 dolar ile süpermarketten 10 kilo kiraz alıyor. Kapı kapı gezerek kirazları satıyor ve 2 saat içinde sermayesini ikiye katlıyor. “Bu şekilde ekmek paramı çıkarabilirim” deyip her gün sabah erkenden çıkıyor, kapı kapı kiraz satıyor. Veee… her gün sermayesi büyüyor. Derken, küçük bir kamyonet alıyor, satışa devam ediyor. Az bir zaman sonra büyük bir kamyon ve bir kaç tane daha küçük kamyonet alıyor. 5 sene geçiyor...

Bu adam, şu anda Amerika’nın en büyükleri arasında yer alan bir nakliyat şirketinin sahibi…Ailesinin geleceğini düşünerek bir sigorta yaptırmak istiyor.

Ne var ki, sigorta sirketi kendisinden email adresi istiyor. Email kullanmadığını söylediğinde, sigortacı: “İlginç, emailiniz olmadan büyük bir holding kurmuşsunuz, birde emailiniz olsaydı acaba neler yapabilirdiniz?” diyor. Adamın yanıtı: “emailim olsaydı, şu anda Microsoft’ta tuvalet temizliyordum...”

10 Ekim 2014 Cuma

Niyet bu ya

Bir çift, hafta sonunda balık avlayabilecekleri bir göle giderler. Erkek, alaca karanlıkta balığa çıkmasını, karısı ise kitap okumayı çok severmiş. Bir sabah, eşi saatler süren balıktan eve dönmüş ve dinlenmek için uykuya dalmış. Bayan etrafı fazla bilmemesine rağmen, tekneyle açılmaya karar vermiş. Kısa bir süre kürek çektikten sonra demirlemiş ve kitabını okumaya başlamış. Kısa süre sonra Gölün bekçisi botuyla belirmiş ve bayana seslenmiş:

- Günaydın hanımefendi, burada ne yaptığınızı sorabilir miyim?

- Okuyorum. demiş ve düşünmüş: ... Bu açık değil mi?

- Ama balık tutmanın yasak olduğu bölgede bulunuyorsunuz.

- Ama balık tutmuyorum ki! Görüyorsunuz ya.

- Evet ama, tüm donanıma sahipsiniz. Sizi alıp, ceza kesmem gerekecek.

- Eğer böyle bir şey yaparsanız, sizi tecavüz etmekten şikayet ederim! diye karşılık vermiş sinirlenmiş olan kadın.

- Ama size hiç dokunmadım ki!....

- Evet ama tüm donanıma sahipsiniz!

Yaşlı teyze

Bir gün, yaşlı bir teyze yanında bir çuval dolusu para ile bankaya gitmiş ve müdür ile görüştükten sonra hesap açtırmak istediğini söylemiş.

Müdüre haber verildikten sonra, banka çalışanlarından biri teyzeyi alıp müdürün odasına götürmüş. Banka müdürü teyzeye ne kadarlık bir hesap açtırmak istediğini sormuş. Teyze de parayı masanın üzerine koyarken 150 000 doları olduğunu söylemiş.

Banka müdürü bu kadar parayı nasıl biriktirdiğini sormuş teyzeye…
“Bütün parayı girdiğim iddialarda kazandım.” demiş yaşlı teyze...

“Ne tarz bahisler” diye sormuş müdür şaşkınlık içinde…
”Mesela, sizinle 25 000 dolarına, testislerinizin kare olduğuna dair iddiaya girebilirim”.diye cevap vermiş teyze…

Müdür gülmeye başlamış ve teyzenin böyle bir bahsi kazanmasının imkansız olduğunu söylemiş.

Yaşlı teyze de sormuş “O zaman var mısın iddiasına?”
“Tabii ki varım” demiş müdür.
Yaşlı teyze de “Anlaştık, ancak iddia miktarı paranın önemi nedeniyle yarın sabah avukatımla gelerek durumunuzu ispatlayacağız” diyerek randevu almış müdürden...
“Önemli değil” demiş müdür, kendine güvenerek.

O gece müdür evde panik olmuş ve tüm geceyi aynanın karşısında kendisini kontrol ederek ve kazanacağı parayı düşünerek uykusuz geçirmiş

Sabah 10.00’da teyze ve avukatı müdürün yanına gelmişler ve müdürden pantolonunu ve iç çamaşırlarını çıkarmasını rica etmişler.
Müdür denileni yapmış. Bunun üzerine yaşlı teyze, müdüre yaklaşıp bakmış ve dokunmasında her hangi bir sakınca olup olmadığını sormuş. Müdür teyzenin emin olması ve parayı kaybetmemek için;

“Tabii ki bir mahsuru yok!” demiş. Ve yaşlı teyze yüzünde hain bir gülümseme ile başlamış dokunmaya…

Bu sırada; müdür, avukatın başını sağa sola salladığını fark etmiş ve teyzeye avukatın neden böyle bir tepki verdiğini sormuş.

Teyze de demiş ki:

“Muhtemelen, onunla, banka müdürünün testislerine dokunacağıma dair girdiğim 200 000 dolarlık iddia nedeniyledir!!!” 

Şapkacı ve maymun

Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana düşmüş... Bir sure yürüdükten sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuyadalmış....Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir de bakmış ki yanındaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş. Bir de kafasını kaldırıp ağaca bakmış ki, ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın şapkaları. Adam düşünmeye başlamış: "Ben şimdi napıcam, şapkaları bu maymunlardan nasıl alacam."

Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bir bakmış, maymunlarda adamın taklidini yapıyorlar kafalarını kaşıyorlar.Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da aynısını yapmışlar. Derken adam napıcağını bulmuş. Kendi başındaki şapkasını çıkartıp yere atmış, tabi maymunlar da kafalarındaki şapkaları hemen yere atmışlar. Adam böylece bütün şapkaları toplayıp sepetine koymuş.

Aradan 50 yıl geçmiş. Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu ayni ormana düşmüş. Hava yine çok sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanına koymuş ve uykuya dalmış. Bir saat sonra uyanmış. Bir de bakmış sepetin içinde şapkalar yok! Derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasını kaldırmış ki ağacın üstünde bir sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka.

Adam düşünmüş: "Dedem yıllar önce bana bir hikâye anlatmıştı. Napıcağımı çok iyi biliyorum..." Adam kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını yapmışlar. Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da ellerini kaldırmış. Ve adam gülümseyerek kendi başındaki -şapkayı çıkarmış yere fırlatmış. O anda maymunlardan biri agactan inmiş, adamın yere attığı şapkayı kapmış, adama da bi tokat atmış ve : "Sadece senin mi deden var?"

Başkası yapmıştır

85 yaşında bir adam doğum odasının kapısında beklemektedir. Doğum odasından çıkan hekim şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:

-"içeride doğum yapan kadın yakınınız mı?"
-"Evet, eşim."
-"Ama bayan 25 yaşlarında..."
-"Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"
-"Yoo, aklıma benim dedem geldi de."
-"Nesi varmış dedenizin?"
-"Kendisi av meraklısı idi. Sürekli ava çıkardı.
Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı.Bir gün ava çıkacakken onu uyardık ama kendisi ısrar etti ve hazırlandı.E tabi yaşlılık,çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda epey yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."

Yaşlı adam:
-"Olur mu, başkası vurmuştur onu."
Doktor:
-"Ben de onu demeye çalışıyorum işte

İK ve cehennem

Bir firmanın İnsan Kaynaklari Muduru ölür ve goge yukselir. Kapida bir melek onu karsilar ve soyle der: "Size bir sans verecegiz. 24 saat boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da cennete gideceksiniz. Hangisini daha cok severseniz sonsuza kadar orada kalma sansiniz olacak."

Insan Kaynaklari Muduru bu fikri gereksiz bulur: "Aslinda ben secimimi coktan yaptim. Bu yola basvurmamiza gerek yok. Ben cennete gitmek istiyorum." Melek bunun imk€ ¦ânsiz oldugunu soyler: "Buranin da bazi kurallari var. Bu nedenle dedigimi yapmaniz gerekir. Sonra secim sizin." Mudur caresiz kabul eder. Bir asansore biner veeee yerin yedi kat altina iner. Bir kapidan iceri girdiginde bir bakar ki, yemyesil bir golf sahasinin uzerinde ve butun sevdigi arkadaslari orada. Seytan bile cok sevimli ve ona iyi davraniyor. Butun gun golf oynarlar, beraber yemek yiyip icki icerler. Mudur cok eglenir ve zamanin nasil gectigini anlamaz. 24 saat dolunca asansorle yukari cikar ve cennetin kapisindan iceri girer. Cennet de guzel ama fazla sakin bir yerdir. Butun gun bulutlarin uzerinde harp calip sarki soyler. 24 saat dolunca tekrar melegin karsisina cikar.

Melek sorar: "Evet, karariniz nedir?"
Mudur cevap verir: "Bunu soyleyecegimi hic sanmazdim ama cehennemde daha iyi vakit gecirdim oraya gitmek istiyorum." Bunun uzerine asansorle yerin yedi kat altina iner. Bir de gorur ki her yer cop dolu, pis bir koku sarmis etrafi. Dun cok eglendigi arkadaslari da copleri topluyor. Seytana sorar: "Dun burasi bir golf sahasiydi, yemek yedik, icki ictik.Bugun ne oldu, durum neden boyle?"

Seytan cevap verir: "Dun seninle is gorusmesi yapiyorduk. Bugun seni ise aldik."